Aklımdan Geçenler


Bir hikâye anlatıyorum bu gece kendime usulca. Kahramanı da benim bu hikâyenin kötü adamı da. Kısa ve öz, saat gece yarısına yirmi var. Kaybolduğum zamanlardaki gibi titriyorum bazen. Hayatımın ilerleyen zamanlarında birkaç kez daha kayboldum. Hep göz önündeydim ve hiçbir şey o zamanki kadar kocaman gelmiyordu bana. Sanırım ben ruhumu bu […]

Bir hikâye anlatıyorum bu gece kendime usulca…


Güneş yükselirken en tepeye yavaş yavaş güzel bir müzik çalıyor aklımın en derinlerinde, becerebildiğim ve ciğerlerimin izin verdiği kadar eşlik ediyorum. Cümleler geçmeye başlıyor dilimin ucunda sessizliğe gömülen, kötü, kaba saba, duygusal, güzel, romantik, nefret dolu… Yaz geldi ama üşüyorum hala. Isınmak için uğraştıkça ciğerlerim acıyor ben öksürüyorum. Ne zaman “Hiçbir şey […]

kahve, sigara ve yalnızlık sendromuna dair


Pazarda kaybolmuştum çocukken, dün gibi aklımda. Okula gitmiyordum henüz, annem alışveriş yaparken durmuş tezgahın birinde, fark etmeyip yürümeye devam etmişim. Her şey o kadar kocamandı ki, o kocaman insanların gümbürtülü ayak sesleri ve konuşmaları arasında yalnız kaldığımı fark ettiğimde annemi bir daha göremeyeceğim korkusunun bedenime yaptığı işkenceyi asla unutamam. Hala […]

Kaybolduğum zamanlardaki gibi titriyorum bazen…




Bir şeylere sahip olmayı sever insanoğlu, öyle ki zamanın başından beri biriktirme marifetlerini sergilemeye başlamıştı. Önce inançları doğrultusunda doğadaki çeşitli objeleri (taş, dal, kemik vb.) mabet olarak kullandıkları yerlerde toplamaya başladılar. Sahip olma bilincinin keşfedilmesinden sonra ise bu biriktirme işi, sahip olma dürtüsüyle koleksiyonculuğa dönüştü. Özellikle güç ve yönetim göstergesi […]

Koleksiyon ile Dispozofobi arasındaki fark nedir?