kahve, sigara ve yalnızlık sendromuna dair


Güneş yükselirken en tepeye yavaş yavaş güzel bir müzik çalıyor aklımın en derinlerinde, becerebildiğim ve ciğerlerimin izin verdiği kadar eşlik ediyorum.

Cümleler geçmeye başlıyor dilimin ucunda sessizliğe gömülen, kötü, kaba saba, duygusal, güzel, romantik, nefret dolu…

Yaz geldi ama üşüyorum hala. Isınmak için uğraştıkça ciğerlerim acıyor ben öksürüyorum.

Ne zaman “Hiçbir şey istediğim gibi olmuyor” diye düşünsem, cevap gecikmiyor, “Belki de olanlar tam olarak olması gerekenlerdir. Sen kendini dışarıda hissediyorsun ya, belkide senin dışında herkes dışarıdadır.”

Yoksunluk veya yalnızlık bazen kıyamet sessizliği gibi gelir insanın yüreğine, sıkıştırır. Belki sadece yıkıntıları temizlemenin gerektiğini ve yerine yeni bir hayatı inşa edebileceğini anlatıyordur bu sessizlik, bilmezsin acıtır sadece.

Bu kadar zayıf olmamak gerekir, kendini sürekli yalanlamamak, fırçalamamak, her şeyden sorumlu tutmamak.

Yaşam bazen öyle bir çarpar ki, her şeyinle şaşırır kalırsın. Yapabilecek hiçbir şeyin olmaz, yoktur çünkü.

Yaşam sana haykırır bir şey ya vardır ya yoktur.

Bardağın yarısı sana sadece içkinin azaldığını anlatır, başka şeyler aramazsın.

Sırf sen istiyorsun diye yaşam sana bir yalanı yaşatmaz, torpili yoktur ancak gerçeği yaşarsın. Hayallerin sen onlar için çabaladığın sürece senin için çalışır.

Uzatmanın anlamı yok hayat hikayeleri sevse de zaman sevmiyor akıp gidiyor.

Zaman akıyor, dakikalar ilerliyor.

Sonra,

Daha sonra,

Çok daha sonra zamanı gelecek…

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir